KlavyeMonitor.com    


MENÜ

. ANASAYFA

. KABLOSUZ & TELSİZ

. AVUÇİÇİ & CEP

. LINUX

. WINDOWS

. WEB

. INTERNET

. BİLGİSAYAR

. ANTİK BİLGİ

. ARAMA

. BAĞLANTILAR
. Spam Gönderenler

POPÜLERLER

QR Code Üretici

htmlders

linux kitapları

proxy adresleri kablo

sayisal loto sans topu

elmekyonlen

TDGTW-WarXing

eposta yazim kurallari

BearShare Morpheus ve iMeshi Hizlandirma Yolu

proxy-hiz

komutlar

web hosting hizmetleri

inet-hiz

linux ile windowslari uyutmak

squidle2kat

yedekleme

internet hizi

database oracle mysql sql komutlari

windows mydoom virus

PDA ve cep telefonu icin www sayfasi yapimi


= = =

Favorilere ekle
Google



Türkçe F Klavyenin Ölümü


  Türkiye, daktilo tuşları sıralamasında ölçünlü (standart) olarak kabul ettiği F klavyeyi 1955 (20 Ekim 1955) yılında seçmişti. Türkiye'deki tüm daktilo makinelerinin ulusal klavyeye dönüştürülmesi, 1963 yılında Gümrükler yasasına eklenmesi ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından zorunlu standart olarak kabul edilmesiyle kesinleşmiştir. TSE'nin 1978-79'daki düzenlemeleri bilgisayarları da içine alacak niteliktedir. Klavyedeki tuş sayısı ne olursa olsun, şekildeki Türk abecesi harflerinin ve rakamlarının yerleri değiştirilemez. Diğer tuşların yerleri ve üzerindeki bilgiler önceden belirtilmek ve şekildeki yerleştirime uygun olmak kaydıyla düzenlenebilir.

  Yirmi beş yıllık bir mücadelenin sonunda kendisine inananların da yardımı ile o günlerde "klavye devrimi" olarak anılan bu ölçünü gerçekleştiren İhsan Sıtkı Yener, yabancı uzmanların da bulunduğu bir komisyon çalışmasıyla Türkçede kullanılmakta olan 29.934 sözcük içinde hangi harften kaçar adet bulunduğunu saptadıktan sonra, parmakların güçleri ve hareket özelliklerini de esas alarak harfleri parmaklara yerleştirmiştir.

  Ellerin kullanım yüzdesi de hesaba katılarak yapılan klavyede sol el yaklaşık %49, sağ elde %51 oranında kullanılacak biçimde harfler yerleştirilmiştir. Türkçenin sesçil (fonetik) özelliğine uygunluk açısından sesli harfler sol elde toplanmıştır. 1956'dan itibaren uluslararası daktilografi yarışmalarında Türkiye 28 defa dünya birincisi olmuş ve 14'ünde de dünya rekorunu kırmıştır.

  Bu aslında daktilo (yazı makinesi) kültürünün yerelleştiğinin açık bir kanıtıydı. Çünkü daha önceleri piyasada bulunan yazı makinelerinin çoğunluğu Fransız piyasası için üretilen A-klavye tuş düzenine (AZERTY) sahipti. Ama bu düzen Türkçede kullanılan sesli ve sessiz harflerin sıklığıyla uyumsuz olduğundan, Türkçe yazarken zorluk çıkarıyordu. O günlerde oluşturulan bir kurul, Türkçe'ye çok daha uyumlu olan F klavye düzenini benimsedi ve yıllardır da herkes buna alışmıştı. Peki, ne oldu da, yine bir başka Batı dili olan İngilizce'yi temel alan Q klavye benimsenmeye başlandı?

  Kültürümüz bir Batılı öğe ile karşılaştığında, olduğu düşünülen tutucu yapısını kolaylıkla terk edebiliyor. Örneğin, kimse sokaklara dökülüp klavyemi isterim diye gösteri yapmıyor. Ama radyomu isterim diye arabalarına siyah kurdeleleri hemen takabiliyorlar.

  Q klavyede Türkçe harflere bulunan çözüm ise içler acısı. Bu da bizi ikinci kültürel özelliğimizle baş başa bırakıyor. Bulunan çözümler hem derme çatma, hem de uzun vadeli hiçbir düşünce kırıntısı içermiyor. Örneğin Q klavyede Türkçe harfler için bulunan çözüm, klavyenin sol tarafındaki bir dizi noktalama işaretinin yerini oynatmaktan ibaret. Yani "ğ", "ş", "ç" gibi harfler gidiyor, bir noktalama işaretinin yerine yerleşiveriyorlar. Kesin olan, bu yerleşimlerde herhangi bir ergonomik (işbilimsel) kaygının olmadığı, çünkü harfler kullanım sıklığına göre değil, erken gelen oraya oturur mantığıyla yerleştirilmiş.

  Hele bizim "i"nin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir, İngilizce'de büyük I diye bir harf olmadığından bu harfin küçüğü "i", büyüğü ise "I" olur. Oysa bizim uyarlamamızda, Amerikan klavyesindeki "i" harfi, bizde "ı" ve "I" oluveriyor, "i" ve "İ" ise ilişkisiz bir noktalama tuşunun üstüne konduruluveriyor.

  Gazetelerdeki daktilo ve bilgisayar kursları incelendiğinde, bu kursların bilgisayar kullanılarak verildiği ve Q klavye ile on parmak öğretildiği görülüyor. Türkiye'de satılan bilgisayarların ezici çoğunluğu Amerikan Q klavyesi (yani sol üstteki tuşların sırası QWERTY olan tuş düzeni) ile birlikte satılıyor. Buna eklenen Türkçe harflerle bilgisayarlar Q Türkçe klavye adıyla sunuluyor. Bizim kırk üç yıldır kullandığımız F klavyenin ise (FGĞIOD olan tuş düzeni) artık esamisi bile okunmuyor. F klavye ile satılan tek bilgisayar, pazar payı %2'yi bile geçmeyen Macintosh, Windows'ta ise F klavye ancak özel istekle alınabiliyor.

  Microsoft Türkiye'den verilen bilgiye göre, 1993'den bu yana tüm sürümlerinde Türkçe F klavye desteği bulunmakta olup bu konuda çarpıcı bazı gözlemleri de var. Yazı makinesi kullanıcı kökeninden gelen, kırk beş yaşını aşmış kullanıcılar ve kamu kuruluşları, yeni bilgisayar alır ya da kullanırken F klavyeyi seçiyorlar. Gençlik kesimi ve özel kesim ise, seçimini Q klavye yönünde yapıyor. Bir önemli not da, bildiğimiz ölçüde, Türk Standartlar Enstitüsü'nün de, ölçünlü olarak F klavyeyi kabul etmesi.

  "Neden F klavye olmalı!" diyenlerin gerekçelerini, izleyen satırlar güzel Özetliyor:

  "Türkçe için en uygun klavye biçimi. En çok kullanılan a,e,i,u gibi ünlü harflere hemen ulaşılır. Bunun dışında genel olarak klavyenin sol tarafında ünlü harfler, sağ tarafında ünsüz harfler bulunur. Böylece yazımda olağanüstü bir hız ve rahatlık sağlanır.

  Türkçede genel olarak sesli ve sessiz harfler / tümce içinde hemen hemen eşit sayıda bulunduğu için, klavye bu harfleri her iki ele de eşit miktarda dağıtır. Bu işbölümü sayesinde yorulmak nedir bilmeden saatlerce tıkır tıkır yazılabilir.

  Q klavye İngilizce için tasarlandığından bu kolaylıkların hiçbirine sahip değildir. Bu yüzden el, Türkçe harflerde hem F klavye hızına yetişemez hem de herhangi bir ele fazla yüklenme olduğu için çabuk yorulur"

  Serçe ve yüzük parmakları elimizin en işlevsiz parmakları olmasına karşın, Türkçe'de en fazla kullanılan harflerden biri olan "a" Q klavyede sol serçe parmağına denk gelir. Yine Q klavye için; Türkçe'de en az kullanılan harflerden biri olan "j" elin en etkin parmağı olan sağ işaret parmağına denk gelmektedir. Bunun gibi birçok elverişsizlik sayılabilir. Türkçe'de birçok sözcük Q klavye için en edilgen parmaklara dağılır. Bu yüzden Q klavyede on parmak Türkçe harf girmek deveye hendek atlatmaya benzer.

  Q klavye kullanılmasını savunanlar ise bunu şöyle açıklıyorlar:

  Uluslararası yaygın kullanıma sahip, dünya çapında ölçünleşmiş, ortak klavye biçimi. Yazı makinesi ve bilgisayarın dışındaki diğer yem uygulama (teknoloji) ürünleri ile de uyumlu. Gideceğiniz ülkeye göre yabancılık çekmeden kolayca kullanabileceğiniz, yeni teknoloji kullanımının olmazsa olmazı. Her yenilik çıktığında, hemen kullanabilmenizi sağlayan, farklı bir dil desteğini içeren sürümünün çıkmasını beklemenize gerek bırakmayan, yazım ön koşulu. Bir de doğal olarak halkımızın yeniliğe açık olmasının ve yeni uygulamaları hemen kullanma isteğinin doğal sonucu. Bu konuda, Orhan Tekelioğlu'nun yorumu bir harika: "Kültürümüz bir Batılı öğe ile karşılaştığında, olduğu düşünülen tutucu yapısını kolaylıkla terk edebiliyor" diyor.

  Bir de 3. grup var bu konuda. Klavye, düşünceleri bilgisayara aktarmakta bir araçtır. "Önemli olan en kolay hangisi kullanılabiliyorsa, kullanıcı kendine göre birisini seçsin" diyen, her zamanki farklı yorumlarıyla dikkati çeken Hıncal Uluç, Sabah'ın köşe yazılarında bu konuya sıkça değinmektedir. Konu üzerinde yorumlarına sıkça rastladığımız, gazeteci Yurtsan Atakan da, farklı bir bakış açısı sunuyor bize: "Sorun, tüm Internet ve bilişim sektöründe Türkçe kullanım sorunudur. F ve Q klavye bu sorunun bir parçası sadece, Türkçe harflerin uluslararası ölçütlere zamanında girmemesi nedeniyle internette özellikle e-postada şu anda büyük sorunlar yaşanıyor. Harf bozulmalarına karşı, Türkçe harfler yerine aksan karşılıklarını kullanıyorlar. Bu da dil için bir tehdit. Önümüzdeki yıllarda klavye önemini yitirecek. Özellikle Microsoft'un yeni işletim dizgesi, el yazısı harflerini tanıman sesle komuta etmesine rağmen Türkçe'yi desteklemiyor."

  Bu olayın en alaylı tarafı, Türkçe'nin bugünkü halini tartışanların İngilizce'nin Türkçe sözcükleri etkilemesinden, giderek bazı sözcüklere el koymasından dertlenenlerin, klavyedeki bu garabeti "klavye miyobu" oldukları için olsa gerek, hiç fark etmemeleridir. (Hürriyet Gazete Pazar, 4.4.1999, Orhan Tekelioğlu)

 

Bilgisayar Türkçesi İstemiyoruz F Klavyemi Geri Ver

  Önce F klavyemize göz diktiler. Birkaç cent daha fazla kâr etmek için, İngilizce Q klavye üzerinde ufak tefek değişiklikler yaparak uyduruk bir klavye dizilişi yarattılar. Adına Türkçe Q klavye dediler ve tüketicinin bilgisizliğinden yararlanarak pazarladılar. Sonuçta uyduruk Türkçe Q klavye her yanı sardı, gerçek Türkçe F klavyenin yerine neredeyse standart oldu. Sonra İnternet'te yazışırken yepyeni bir sorunla karşılaştık. E-posta mesajlarında Türkçeye özel karakterlerin yerinde garip işaretler görmeye başladık. Bazı kullanıcılar bu sorundan kaçmak için Türkçe karakterlerin yerine aksak karşılıklarını, örneğin "ı" yerine "i", "ğ" yerine "g", "ş" yerine "s" kullanarak yazışmaya başladılar. Şimdi yepyeni teknolojiler var kapımızda.

  Klavyeler yavaş yavaş çıkmaya başlayacak sıradan insanların hayatından. El yazısını tanıyan, söylenenleri anlayan bilgisayarlar çıkacak. İlk örnekleri görülmeye başladı bile. Tablet bilgisayarlar ve kimi avuç içi bilgisayarlar ekranlarına yazılan el yazısını tanıyorlar artık.

  Tüketicini bilinçsizliği ve devletin duyarsızlığıyla Türkçe büyük bir tehdit altında. Zamanında üç kuruş araştırma, geliştirme yatırımı yapmamak için uyduruk Q klavyeyi piyasaya itekleyen bilişim ithalatçıları şimdi de Türkçe el yazısını tanımayan bilgisayarları ithal edip satıyorlar. Bu vurdumduymazlık bilinçsiz tüketicinin Q klavyeye alışıp gerçek Türkçe F klavyeyi kenara attığı gibi, Türkçe karakterler yerine aksak karşılıklarını kullanmaya alışıp Türkçe abeceyi mezara gömmesine yol açacak.

  Milli Eğitim bakanı Hüseyin Çelik, 2002 yılında yayımladığı "F klavye genelgesinin göstermelik bir genelge olduğu kuşkusunu doğuran bir uygulamaya imza attı. Hatırlanacağı gibi bir yıl kadar önce Emre Kongar, Emre Aköz ve Doğan Hızlan ile birlikte, daha birçok yazarın da desteği ile uyduruk Türkçe "Q" klavyeye karşı bir kampanya başlatılmıştı. Hıncal Uluç dışında medyanın her kesiminden büyük destek gören Türkçe F klavyeye Milli Eğitim Bakam Hüseyin Çelik de sahip çıkmış ve Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayımlayarak Türkçe F klavyenin Bakanlıkça standart kabul edildiğini, okullarda ve eğitimde yalnızca Türkçe F klavye kullanılacağım açıklamıştı. Genelgenin üzerinden henüz bir yıl dahi geçmemesine karşın, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Intel ile birlikte yürüttüğü dev bir eğitim projesinde Türk standart'ı F klavyenin değil, uyduruk Q klavyenin kullanıldığı anlaşıldı.

  Türkiye'de elli bin öğretmenin bilgisayar eğitimi almasını ve bu sayede bilgisayarlardan eğitim aracı olarak en iyi şekilde yararlanabilmesini amaçlayan bu önemli projede, Bakanlığın kullanılacak donanıma gerekli önemi vermediği hayretle karşılanmıştır. Sonradan bundan haberdar olan Bakan Hüseyin Çelik, klavyelerin yazılım güncellemesiyle değiştirilebileceğini söyledi ama klavyelerin yapısal olarak değiştirilip değiştirilmeyeceği konusunda bilgi vermedi.

 

Kaynak:

  "Çırpınış", Dr. Nidai Sulhi Atmaca, Toroslu Kitaplığı yayınları, Kasım 2004, İstanbul, syf. 365-369

Yardımcı Kaynak:

  Dinç, İsmail., "F Klavye ve Eğitimi Üzerine", http://www.t-infection.com/f-klavye-ve-egitimi-uzerine-bir-roportaj/ , 22 Temmuz 2007


İlgili Benzer Yazılar:


Arama önerileri: F klavye, Türkçe, internet Türkçesi, dilbilim, standartlar, Türk dili,


Kaynak gösterecekler için referans: "Türkçe F Klavyenin Ölümü", Dr. Nidai Sulhi Atmaca, http://www.KlavyeMonitor.com/Turkce_F_Klavyenin_Durumu.html


 
 
 
   
Bu sayfaları Linux'ta oluşturan programı yazan: İlker Fıçıcılar